15 Eylül 2007 Cumartesi

Misyoner Davasında Neler Oluyor?


Geçenlerde Papa geldiğinde hepimizden iyi bir kufur yemişti.Ne okula gidebildiydik , ne de eve donebildiydik.Saatlerce yürümüşütk veya beklemiştik.

İşte tam o sıralarda bir ihbarla yakalandı kilise üyesi iki Türk.Misyonerlik faaliyetleri sırasında Türklüğe hakaretten dolayı meşhur 301'den yargılanacaklardı.Avrupa'nın ve Vatikanın gözüde o günden beri bu davadaydı.

Öncelikle Savcı sanıkların beraatini istedi.Haksızda sayılmazdı.TCK'ya göre misyonerlik suç değildi.Davacı avukat ise çete ve terör örgütü kapsamında yargılanmalarını istiyordu.Ayrıca tutuklamayı yapan jandarmalarında dinlenmesi gerektiğini savunuyordu.Oda haksız değildi.

Önce bir el değdi yargıya.Nedense savcı istifa etti.Aslında nedenini kendisi açıkladı.Din özgürlüğünü savunuyordu.Ama bu pek inandırıcı gelmedi bana.Savcı değişti.

Davacı avukatın sanıkların terör örgütü ve çete kapsamında yargılanma isteği yinelendi.Hakim ise topu yeni gelen savcıya attı.Yeni gelen savcı davacı avukat gibi düşünüyordu.Oda sanıkların terör örgütü kapsamında yargılanmasını istiyordu.Ayrıca jandarmaların dinlenmesi de gerekliydi ona göre.Düşüncesini açıkladı.

Sonra bir el daha değdi davaya.Bu sefer istifa eden davanın hakimiydi.Oda gerekçesini şöyle açıkladı.“Yüce Türk Milleti adına karar vermeye yetkili olan mahkemeye gölge düşmemesi, verilecek kararın her türlü şüpheden ve tereddütten uzak kalması için CMK 30/2 maddesi gereğince davadan çekiliyorum”

Böylece AB'nin dikkatle izlediği bir dava tam karar aşamasına gelindiğinde yeniden başa dönmüş oldu.Bu arada hakimin açıklamasındaki "mahkemeye gölge düşmemesi" lafı iyice işkillendirdi beni.

Birileri müdahale ediyor.Birileri de diğerinin hamlesini bertaraf etmek için müdahale ediyor gibi geldi bana.Dava değil dama tahtası sanki.

Ümit ediyoruz adaletin terazisi doğruyu bulur.Müdahaleler bozmaz inşallah terazini kefelerini.

Hiç yorum yok: