30 Eylül 2007 Pazar


Dinsizliğe laiklik,faşizmi milliyetçilik olarak anlatırlarken bir köşeye sıkıştıklarında Atatürk laikçiliği veya Atatürk milleyetçiliği kavramlarına sığınanlardan nefret ediyorum.Atatürk Türkiye'de yıkılmaz kale.Bunu sizde biliyorsunuz.Akıllı adamlarsınız vesselam.Ama tarih sizden aşağılayıcı sözlerle bahsedecek.



"Taaa ilkokuldayken öğretmenimin baskısıyla zorla almış ve okula gelen yazar Asım Aslan'a imzalattırmıştım.Yazacağım şeyi planlarken aklıma geldi güzel uydu posta"

Mahalle Baskısı ve Malezya dönüşümü


Memlekette bir anayasa taslağı muhabbeti başladı.AKP'nin yine mağdur tavırları,sözde laik aydınların heryerde çıkan yazıları,feryatlar,figanlar ve yeni ürettiğimiz terimler.

Mahalle baskısı...
Anadolu'da olurmuş kendileri.Kötü olurmuş.Türban serbest bırakılınca Anadolu'da ki türban takmayan kızlarımız sokağa çıkamazmış.Bunu diyenler kimler Anadoluyu hep dışardan izlemiş entel muhabbetler döndüğünde ben İstanbul beyefendisiyim, yedi ced öteden İstanbulluyum diye övünen ve saygıdeğer basınımızın önümüze her defasında aydın olarak one sure sure bize aydın olarak lanse ettirdikleri ne idüğü belirsiz şahsiyetler.

Ben beşiktaşta oturuyorum.Geçen sene Fındıkzadede.Öğrencilik hayatı işte.Ordan oraya.Orucumu da tutuyorum şükür sağlığım yerinde.Ama Beşiktaş'ta bütün lokantalar açık.Dönerleri takılı.Herkes gayet rahat.Şimdi benim üzerimde mahalle baskısımı var.

Ama Anadolu da olurmuş.Neden?Anadolu insanı cahilmiş.Burda saygı varmış.Taşra kentlerinde olurmuş mahalle baskısı.Peki İstanbul da yaşayan herkes çok mu bilgili,kültürlü insan haklarına saygılı,çok mu biliyorlar dinin kişisel bir hürriyet olduğunu.

İstanbulda imkanlar çok.Haklılar.Çoğunluk çocuğunun okuması gerektiğini biliyor.Evet çocukları okumalı bu ülkede en azından aç kalmamak için.Ama istanbulda unutulan çok şey var.Değerlerimiz,adetlerimiz.İstanbulda artık kozmopolit yaşamın yanında gelen bir muhaşeretsizlik var.Anadoluda hala gençler büyüklerine saygılı.Büyükler hala gençlerine sevgi dolu.Anadoluda hala komşuluk var.Hala aç kaldığında herhangi bir evin kapısına vurunca buyur ediliyorsun.İstanbulda ise kimse birbirine güvenmiyor.Taksimde karşıya geçecek paramız diye para dilenen gothik kızlar var.Bir bira parası çıkarıp köşede piizlenmek için.İstanbulda artık herşey sahte.Gerçekten ihtiyacı olup karşıya geçmek için para isteyen birine inanç yok.Kalmadı.Sen çıkmış Anadolu'da mahalle baskısı olur diyosun.İstanbul insaında bizim gibi.Herşeyin kötüsünü düşünüyor herşeyin ardında komplo kuruyor.

Türban sorunu çıktı Milli selametle.Erbakan övünsün eseriyle.Olmayan bir sorun doğpurdu sayesinde Türkiye.Yazıklar olsun AKP'ye ilk seçimlerde kaldıracas diye sözler verip laikliği ezmesine.Laiklik dinle devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıydı.Öğle öğrettini ve öğretiyorsunuz ilkokul çocuklarına.Sen devlet yonetmeye talipken nasıl boyle bir vaat verebiliyorsun.

Ne oldu sizin özgürlüklerinize.Hani üniversiteler özgürlüğün kalesiydi.Niye almıosunuz başı kapalı beyinleri.Yazıklar olsun.



Benim ne annem nede bir yakınım türban takıyor.AKP den çok da dilimiz yanmış aile olarak.Kimse zannetmesin burda partizanlığımı konuşturuyorum.

Ülkenin %98 i Müslümanken nasıl böyle bir yasak olabilir.Neden insanların eğitim hakkı ellerinden alınmaya çalışılır.

Türbanlıları üniversiteye sokmaycağınıza sokaklarda gezen çarşaflı karaböcükleri toplayın.Bizim kıyafet kanununa uymuyor değil mi onlar.Onlarla savaşın.

Ayrıca birşey daha ekleyeyim.Bence bütün bunlar suni gündem oluşturma çabaları.Nasıl tam Kerkük diye inlerken Hrant Dink vakasını patlattılar.O arada Kerkük'te yapacaklarını(!) yaptılar.Yine bişeyler yapıyorlar.Biz ise bir mahalle baskısı bir Malezyadır gidiyoruz.

En sonunda nasıl sahte aydınları bize diye diye kabul ettirdiler.Mahalle baskısı diye diye zorla mahalle baskısı yaratacak şerefsizler.

Uzak olun artık milletimden,devletimden,alın prangalarınızı ve gidin artık.

Yoksa zaman gelince bu millet büyük hesabı sorar.Bu hesap ne sandığa gömme olur ne de başka bişey.Gerisini siz hesap edin...


DUZELTME:Turban diyerek kastettiğim şey baş örtüsü.Sakın simgeleştirilen şekilde türban olarak anlaşılmasın.Türban diyerek inancını yerine getirmek isteyen bayanlarımızın kullandığı başörtüsü gelmeli akıla

15 Eylül 2007 Cumartesi

Fransa Götün Başın Oynuyor.


Fransa Amerika Irak'a saldırmaya hazırlanıyorken ortalığı koparmıştı.Almanyayla ortak hareket edip savaşa karşı çıkmışlardı.Bu savaş surerkende devam etti.Onlar insan haklarını düşünüyorlardı.Savaştan zarar görecek çocukları yaşlıları.Onların ne toprak kaygısı vardı nede petrol.Onlar dünya insanlarının savunucusuydular.



Şimdi ise bir haber okudum.Fransa Erbil'de temsilcilik açıyormuş.Temsilcilik ne demek siz kürt devletini kurun.Ben elçilik yaparım burayı demek.Ne oldu senin kaygısızlığına.Zoruna mı gitti petrolü Amerikalıların alması.Yine mi kaypaklığın tuttu.Genlerinize tüküreyim.Adamlığınıza...Ama doğru zafere giden yol kutsaldırda sizin sözünüz.Bizide kendinize benzetmeye çalışıyorsunuz.Başarıyorsunuzda.

Beyler uyanın artık.Tepedekiler açın gözlerinizi.Görüyorsanız kaldırın popolarınızı.Adamlar kuruyor Kuzey Irak'a Kürt devletini.Ne gerekiyorsa yapın.Savaşsa savaş ,barışsa barış.

Bu arada ikinci fotoda Saddam'a veda partisi veren Erbilli Kürt gençleri goruyorsunuz.Eskilerden yani.

Misyoner Davasında Neler Oluyor?


Geçenlerde Papa geldiğinde hepimizden iyi bir kufur yemişti.Ne okula gidebildiydik , ne de eve donebildiydik.Saatlerce yürümüşütk veya beklemiştik.

İşte tam o sıralarda bir ihbarla yakalandı kilise üyesi iki Türk.Misyonerlik faaliyetleri sırasında Türklüğe hakaretten dolayı meşhur 301'den yargılanacaklardı.Avrupa'nın ve Vatikanın gözüde o günden beri bu davadaydı.

Öncelikle Savcı sanıkların beraatini istedi.Haksızda sayılmazdı.TCK'ya göre misyonerlik suç değildi.Davacı avukat ise çete ve terör örgütü kapsamında yargılanmalarını istiyordu.Ayrıca tutuklamayı yapan jandarmalarında dinlenmesi gerektiğini savunuyordu.Oda haksız değildi.

Önce bir el değdi yargıya.Nedense savcı istifa etti.Aslında nedenini kendisi açıkladı.Din özgürlüğünü savunuyordu.Ama bu pek inandırıcı gelmedi bana.Savcı değişti.

Davacı avukatın sanıkların terör örgütü ve çete kapsamında yargılanma isteği yinelendi.Hakim ise topu yeni gelen savcıya attı.Yeni gelen savcı davacı avukat gibi düşünüyordu.Oda sanıkların terör örgütü kapsamında yargılanmasını istiyordu.Ayrıca jandarmaların dinlenmesi de gerekliydi ona göre.Düşüncesini açıkladı.

Sonra bir el daha değdi davaya.Bu sefer istifa eden davanın hakimiydi.Oda gerekçesini şöyle açıkladı.“Yüce Türk Milleti adına karar vermeye yetkili olan mahkemeye gölge düşmemesi, verilecek kararın her türlü şüpheden ve tereddütten uzak kalması için CMK 30/2 maddesi gereğince davadan çekiliyorum”

Böylece AB'nin dikkatle izlediği bir dava tam karar aşamasına gelindiğinde yeniden başa dönmüş oldu.Bu arada hakimin açıklamasındaki "mahkemeye gölge düşmemesi" lafı iyice işkillendirdi beni.

Birileri müdahale ediyor.Birileri de diğerinin hamlesini bertaraf etmek için müdahale ediyor gibi geldi bana.Dava değil dama tahtası sanki.

Ümit ediyoruz adaletin terazisi doğruyu bulur.Müdahaleler bozmaz inşallah terazini kefelerini.

13 Eylül 2007 Perşembe

Hoşgeldin 11 Ayın Sultanı


11 Ayın Sultanı Hosgeldin

Tüm Türk ve İslam Aleminin Ramazan-ı Şerifleri Mübarek Olsun.

Allah ibadetlerimizi kabul eylesin.Tutanlardan,tutmayanlardan Allah Razı Olsun

Hoşgeldin Ya Ramazan!!!

12 Eylül 2007 Çarşamba

Yoksa Yeniden mi?


Habere gore Amerika'nın bir bombası varmış.Adı "Bombaların Anası" . Denilene göre 11 ton TNT gucundeymiş.Ve nükleer değilmiş.

Rusyada yeni bir bomba yapmış.Adını da "Bombaların Babası" koymuşlar.Dediklerine gore Amerikalılarınkinden 4 kat daha güçlüymüş.Tam 44 ton TNT ye eşdeğer.Görüntülerini falan yayınlamışlar televizyonlarında.Yetkili biri de çıkmış açıklama yapmış.

Acaba sorusu geliyor akla.Yine mi soğuk savaş?.Sanayileşen ve amip gibi çoğalan daha güçlü bir Çin'ide sayarsak bu sefer daha çetin geçer heralde.

Bu arada aklıma bir fıkra geldi.

"Soğuk savaşın en hızlı donemlerde artık rekabet iyice azmıştır.Amerikalılar karar verir ve psikolojik olarak çökertmek için Ruslara 100 milyon adet en büyük boyprezervatif sipariş verirler.Siparişi alan Ruslar prezervatifleri hazırlar.Bunun da rekabetin bir parçası olduğunu bildiklerinden paketlerler ve bütün kutuların üstüne "Small size" yazarlar."

Böyle bişey demek ki soğuk savaş ...

12 Eylül 1980-2007


12 Eylul bugun.Sağcılara gore solcuları,solcular için sağcıları kollayan darbenin yıldönümü bugun.

Kimine gore demokrasiye en ihtiyacımız oldugu anda demokrasiyi kovan bir hareketti.Kimine gore hergun dusen gençlerimizin sayısını dahada fazla buyutmemek için yapılacak son iş,son çareydi.

Kimine gore ilk darbeyle gelen en özgürlükçü anayasamızı yeniden at gözlüklü anayasaya çevirme operasyonunun son ayağıydı.

Kimine göre buyuk adamdı Kenan Evren.Kimine gore gaza gelmiş sıradan bir subaydı.

Ben ise birşey soylerim bu konuda.Haşa birşey gormuslugumuz yok.Biz babalarımızdan,amcalaramızdan,dayılarımızdan,annelerimizden,teyzelerimzden duyduk.Kitaplardan okuduk.Az çok biliyoruz birşeyler.

Burda darbenin doğruluğunu tartışacak değilim.Çok kişinin canı yandı haksız yere.Ben Mamak'tan kaçıp o gunden beri yurtdışında yaşayanlarıda biliyorum.Onların suçu sağcı olsun solcu olsun bu ülkenni iyiliği için düşünmekti.Her ne kadar işin içinde şiddet girince hoş olmasada(ki şiddetin ve nifak tohumlarını atanlarıda biliyoruz) onlar bu ülkeyi daha iyi yapmak için gerekli olanın kendi ideolojileri olduğunu düşünüyorlardı.

Peki darbe olunca butun olumler neden bıçak gibi kesildi.
Amaç Türkiye'yi dışa bir diktatör rejimi gibi gosterip dışarda olan kötü tabirini yeniden hatırlatmak mıydı?Yoksa Türkiye'nin genç beyinlerini çalmak,Türkiye'nin gelecek 20 yılını çalmak mıydı?

Ve asıl sorulacak soru "Başardılar mı?"

Üzgünüm ama başardılar ve bir 20 yılı daha çalmak için uğraşıyorlar.

Üzgünüm

9 Eylül 2007 Pazar

Ne yapsak acaba


Bayadır bloga birşeyler yazmıyordum.Nedeni malzeme eksikliği değil başka bişey.Şu sıralar o kadar miskin o kadar tembelim ki yemin ederim içimden komplo uretmek bile gelmiyor.Yine kusuruma bakmayın beyin fırtınası yapacak havamda da değilim.Olamam da zaten.Bu memlekette herşey o kadar kotuye gidiyor ki milli takımlarda bile iş yok.

Bakıyorum ntvmsnbc.com'a.Haberlere goz gezdiriyorum amacım başka bir sey değil.Başlıca ilgimi çekenler şunlar.
1.Teröristlere şehit hitabı(!)
2.Yakıt tankları İsrail uçaklarının çıktı.(Ne işleri varsa bizim havasahamızda)
3.Kürtlerle ABD arasında petrol anlaşması.(!)

Şimdi bakıyorum.Bunlar sadece 1 gunun onemli haberleri.Bu 3 haber hakkında bloğa en az 3 gönderi atacağım anlamına geliyor.Oda en az.

Bu sıralar ki durgunluğum sırasında susmak biraz iyi olabiliyor.Nitekim sözüne itibar ettiğim büyüklerime ,yaşıtlarıma ,bilgililere,tecrübelilere hep şu soruyu soruyorum.Nasıl düzelticeğiz.Kimisi darbe yapacak.Kimisi devrim,kimisi biz iktidara gelicez.Kimisi biz zaten duzeltiyoruz diyor.Sonra birkaç ornek veriyorum bilgim dahilinde savundukları görüşü baltalayan. Düşünüyorlar. Düşünüyorlar. Çıkış yolu bulamıyorlar ve Kurtuluş Savaşı diyorlar.

Bende çıkamıyorum işin içinden.Ondandır biraz kafamı boşaltmak,bedenime değilde beynime biraz tatil yaptırmak amacım.

İnadına düzelticez bu ülkeyi.Yeni bir dahi,yeni bir Atatürk,Fatih Sultan Mehmed çıkaracağız elbet.Elbet bizlerin düşünemediği bir çözüm var. Bulacağız onu. Ama bu ümitsizlik bizi bağlayan. Yukarıdaki kablo karışıklığının yüz misli Türkiye.Ama birgün bitecek elbet.Bir gün elbet.