8 Kasım 2007 Perşembe



Vizeler ile Telekom grevi birleşti.Elim kolum bağlandı.Yazamıyorum.

Çok koydu be abi!!!

12 Ekim 2007 Cuma

Bayram Namazı ve Türk insanı


Bayram namazından önce verilen vaazın sonunda yapılan duada.

Allah askerlerimize uzanan pis elleri bertaraf etsin

AMİN

Allah bu bayram gununde bizi yasa boğan düşmanları helak etsin

AMİN

Allah şehit ailelerimize ve milletimize sabır versin

AMİN

Allah bu belaları defetmek için askerimize ve bize güç versin

AMİN


Yıllardır bayram namazına gidiyorum.Her bayram namazında edilen dualardan bunlar.Ama bu sefer ki biraz farklıydı.Herkes o kadar içten AMİN dediki.Bir anda koptum oradan.Uzaklaştım.Aklım eskilere gitti.Tarih kitaplarında okuduklarıma.Bir kez daha inandım bu milletin herşeye gözğüs gereceğine.Bizdeki vatan sevgisini,bayrak sevgisini,din sevgisini bozamayacakları geldi aklıma.

Bozamayacaksınız lan şerefsizler.Gücünüz yetmeyecek.Kendi kin ve nefretinizde boğulacaksınız.Yokedemeyeceksiniz,yıkamayacaksınız bizi.

Ramazan Bayramınız Kutlu Olsun


Tüm Türk ve İslam aleminin Ramazan Bayramı kutlu olsun.

Çok da yanlış değiliz galiba


Dün yazdığım yazıdan sonra bugun Hürriyet gazetesinde Cüney Ülsever'in yazısını okuyunca şöyle bir düşündüm demekki yaşımız henuz kucuk olsada çok da yanlış yorumlamıyoruz olayları...

Cüneyt Ülsever'in yazısı

11 Ekim 2007 Perşembe

Ermeni Tasarısı geçti,şimdi....


Tahminlerimiz gerçekleşti ve Ermeni Tasarısı geçti.Tezkere bayram sonrasına kaldı.Peki şimdi ne olur??

Nacizane öngörüşümdür.Sadece düşünceden ibaretdir.

Bayramdan sonra tezkere çıkar bir güzel gireriz Irak'a.Tüm dünyaya neden girdiğimizi bir türlü anlatamayız.3 5 tane sivilide öldürürsek yanlışlıkla ki savaşlarda olur.Hemen dünya medyasına.Ermeniler de işte bunlar şöyle vahşi böyle vahşi diyerek lobiyide yaparlar.Al başına bela.

Kuzey Irak'a gireriz.Barzaniyi halletmemiz gerekecek.Buda Kuzey Irakın içlerine Musul,Erbil Süleymaniye'yi ele geçirmek demek.Orda kim var Amerika.Tezkerede geçmiş hepimiz böyle müttefik olmaz olsun diyoruz.Amerikayla da çatışırız.Peki öbür ülkeler sana Kuzey Irak petrollerini yedirirler mi yedirmezler.Onlarda konuya dahil olurlar.

Bundan sonra iki ihtimal var.İki blok olusur.Yeni bir dünya savaşı arefesine gireriz.
Yada karşımızda tek blok olusur.Tek başımıza kalırız.İşte o zamanda Ermeni'de toprak ister ve alır,Kürt devletide kurulur doğuya.Bizde Orta Anadoluda yaşarız.

Sakın yanlış anlamayın bunlar felaket senaryolarım.En kötüleri.Belki de girecez paşa paşa bitireceğiz PKK'yı, barzaniyi.Bakıcaz işimize.

Hayırlısı olsun

10 Ekim 2007 Çarşamba

Ermeni tasarısı ve PKK saldırıları


Kaç gönderi yazdım bugune kadar.Çoğunda dediğim ve savunduğum birşey vardı.Ne zaman bizim için önemli bir olay olsa hemen gündem değiştiriliyor.
Bir kısa hatırlatma yapayım.Kerkuk konusunu konusuyorduk tak bir cinayet Türkiye'nin herhangi bir vatandaşı öldürüldü.Korumasız olan.Hrant Dink.Bir anda Kerkük'ü unuttuk.Hep aynı terane donuyor işte.

Bugun ABD'de Ermeni Tasarısı görüşülecek.Bizim için Amerika belkide son kale bu konuda.Ama ne oluyor bu sefer bir saldırı,birçok şehit bir anda unutuverdik ermeni olayını.Tabi kısa donemde bize kaybettireceği bişey yok ama boyle giderse 25 yıl içinde sözde ermeni soykırımını bizede tanıttıracaklar.Milyarlarca dlar tazminat ve büyük ihtimalle toprak kaybı...Allahım bize akıl ve sabır ver

Çözüm Sınır Ötesi Harekat mı?


Yine unutmuştuk saldırılar azalınca.Şimdi yeniden hatırladık bir sorun olduğunu yine ayyuka çıktı sınır ötesi harekat tartışmaları.
Şimdi yanılmıyorsam bunda 6 ay önce falan yine tartışıyorduk.Surekli saygıdeğer medyamızın manşetlerindeydi.X politikacı ne dedi,Y uzman ne dedi,Z asker ne dedi...Sonra unuttuk.Daldık yine gündemi sırf işgal etmek üzere atılmış suni gündem maddelerine.Türbandı referandumdu,mahhalle baskısıydı...

Şimdi yine konuşuyoruz harekatı.Çünkü canımız yandı.Herkes şehitlerimizin kanı yerde kalmasın düşüncesiyle kendi çapında harekat planları yapıyor.Müthiş medyamızda pohpohluyor.

Peki doğru olan bu mu?Yane canımız yanınca düşünmeden,tartışmadan,getirilerini götürülerini hesaplamadan pervasızca bir hareket mi?Yoksa amacımız sadece Kuzey Irak'a girmek mi?
Doğru olan harekatın gündeme geldiği ilk gunden itibaren uzmanlarla, politikacılarla , askerlerle olayı enine boyuna tartışıp bir plan içinde hareket etmek mi?Peki yaptık mı?

Harekat bize ne kazandıracak,ne kaybettirecek hiç düşündük mü.Oysa 6 ay etüd yapmak için yeterli bir süre.Şimdi kimisi diyor harekat Barzaninin elini güçlendirir, kimisi diyor harekat şart.Peki bu işin oluru ne..Yoksa yine mi Allah'a emanet günlük politikalarla devlet mi yöneteceğiz.

Devlet günlük politikalarla değil asırlık hedeflerle,planlarla yönetilir

9 Ekim 2007 Salı

Ağlıyoruz...


Türkiye şehitlerine ağlıyor.Her defasında kotu oluyoruz şehit haberleri geldiğinde.Her defasında bir of çekiyoruz.Sonra biraz azalıyor olaylar biz hayatımıza devam ediyoruz.Ta ki yeni bir şehidimiz olana kadar.

Terör saldırıları yine arttı.Önce Beytüşşebabda taranan minibüs 15 şehit,şimdi saldırılan birlik ve 13 şehit.Ardından bir mayın patlama haberi 2 şehit daha.

Biz matematiği şehitlerimizin sayısıni toplamak için öğrenmiyoruz.Durdun bu kanı artık.

Bide PKK'nın saldırılarını artırdığı anlar dikkat çekici geliyor bana.Seçimden önce DTP oy alsın diye yok.Seçimden sonra artıyor.Avrupa ile birşey müzakere ediyoruz artıyor.Cumhurbaşkanı seçmeye çalışırken kaos yasanır gibi oluyor saldırılar artıyor.Falan filan.İlginç dimi?PKK bir çete,dağa çıkan 3,5 eşkiya değil anlayın artık.Resmen profesyoneller veya profesyoneller tarafından yonetiliyorlar.Siz değil CIA,ben diyim MOSSAD,onlar desin KGB.

Bu arada 13 şehit verdiğimiz birlikte Cumhurbaşkanın ziyaret ettiği birlik olması da ayrı bir antreparantez konusu...

30 Eylül 2007 Pazar


Dinsizliğe laiklik,faşizmi milliyetçilik olarak anlatırlarken bir köşeye sıkıştıklarında Atatürk laikçiliği veya Atatürk milleyetçiliği kavramlarına sığınanlardan nefret ediyorum.Atatürk Türkiye'de yıkılmaz kale.Bunu sizde biliyorsunuz.Akıllı adamlarsınız vesselam.Ama tarih sizden aşağılayıcı sözlerle bahsedecek.



"Taaa ilkokuldayken öğretmenimin baskısıyla zorla almış ve okula gelen yazar Asım Aslan'a imzalattırmıştım.Yazacağım şeyi planlarken aklıma geldi güzel uydu posta"

Mahalle Baskısı ve Malezya dönüşümü


Memlekette bir anayasa taslağı muhabbeti başladı.AKP'nin yine mağdur tavırları,sözde laik aydınların heryerde çıkan yazıları,feryatlar,figanlar ve yeni ürettiğimiz terimler.

Mahalle baskısı...
Anadolu'da olurmuş kendileri.Kötü olurmuş.Türban serbest bırakılınca Anadolu'da ki türban takmayan kızlarımız sokağa çıkamazmış.Bunu diyenler kimler Anadoluyu hep dışardan izlemiş entel muhabbetler döndüğünde ben İstanbul beyefendisiyim, yedi ced öteden İstanbulluyum diye övünen ve saygıdeğer basınımızın önümüze her defasında aydın olarak one sure sure bize aydın olarak lanse ettirdikleri ne idüğü belirsiz şahsiyetler.

Ben beşiktaşta oturuyorum.Geçen sene Fındıkzadede.Öğrencilik hayatı işte.Ordan oraya.Orucumu da tutuyorum şükür sağlığım yerinde.Ama Beşiktaş'ta bütün lokantalar açık.Dönerleri takılı.Herkes gayet rahat.Şimdi benim üzerimde mahalle baskısımı var.

Ama Anadolu da olurmuş.Neden?Anadolu insanı cahilmiş.Burda saygı varmış.Taşra kentlerinde olurmuş mahalle baskısı.Peki İstanbul da yaşayan herkes çok mu bilgili,kültürlü insan haklarına saygılı,çok mu biliyorlar dinin kişisel bir hürriyet olduğunu.

İstanbulda imkanlar çok.Haklılar.Çoğunluk çocuğunun okuması gerektiğini biliyor.Evet çocukları okumalı bu ülkede en azından aç kalmamak için.Ama istanbulda unutulan çok şey var.Değerlerimiz,adetlerimiz.İstanbulda artık kozmopolit yaşamın yanında gelen bir muhaşeretsizlik var.Anadoluda hala gençler büyüklerine saygılı.Büyükler hala gençlerine sevgi dolu.Anadoluda hala komşuluk var.Hala aç kaldığında herhangi bir evin kapısına vurunca buyur ediliyorsun.İstanbulda ise kimse birbirine güvenmiyor.Taksimde karşıya geçecek paramız diye para dilenen gothik kızlar var.Bir bira parası çıkarıp köşede piizlenmek için.İstanbulda artık herşey sahte.Gerçekten ihtiyacı olup karşıya geçmek için para isteyen birine inanç yok.Kalmadı.Sen çıkmış Anadolu'da mahalle baskısı olur diyosun.İstanbul insaında bizim gibi.Herşeyin kötüsünü düşünüyor herşeyin ardında komplo kuruyor.

Türban sorunu çıktı Milli selametle.Erbakan övünsün eseriyle.Olmayan bir sorun doğpurdu sayesinde Türkiye.Yazıklar olsun AKP'ye ilk seçimlerde kaldıracas diye sözler verip laikliği ezmesine.Laiklik dinle devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıydı.Öğle öğrettini ve öğretiyorsunuz ilkokul çocuklarına.Sen devlet yonetmeye talipken nasıl boyle bir vaat verebiliyorsun.

Ne oldu sizin özgürlüklerinize.Hani üniversiteler özgürlüğün kalesiydi.Niye almıosunuz başı kapalı beyinleri.Yazıklar olsun.



Benim ne annem nede bir yakınım türban takıyor.AKP den çok da dilimiz yanmış aile olarak.Kimse zannetmesin burda partizanlığımı konuşturuyorum.

Ülkenin %98 i Müslümanken nasıl böyle bir yasak olabilir.Neden insanların eğitim hakkı ellerinden alınmaya çalışılır.

Türbanlıları üniversiteye sokmaycağınıza sokaklarda gezen çarşaflı karaböcükleri toplayın.Bizim kıyafet kanununa uymuyor değil mi onlar.Onlarla savaşın.

Ayrıca birşey daha ekleyeyim.Bence bütün bunlar suni gündem oluşturma çabaları.Nasıl tam Kerkük diye inlerken Hrant Dink vakasını patlattılar.O arada Kerkük'te yapacaklarını(!) yaptılar.Yine bişeyler yapıyorlar.Biz ise bir mahalle baskısı bir Malezyadır gidiyoruz.

En sonunda nasıl sahte aydınları bize diye diye kabul ettirdiler.Mahalle baskısı diye diye zorla mahalle baskısı yaratacak şerefsizler.

Uzak olun artık milletimden,devletimden,alın prangalarınızı ve gidin artık.

Yoksa zaman gelince bu millet büyük hesabı sorar.Bu hesap ne sandığa gömme olur ne de başka bişey.Gerisini siz hesap edin...


DUZELTME:Turban diyerek kastettiğim şey baş örtüsü.Sakın simgeleştirilen şekilde türban olarak anlaşılmasın.Türban diyerek inancını yerine getirmek isteyen bayanlarımızın kullandığı başörtüsü gelmeli akıla

15 Eylül 2007 Cumartesi

Fransa Götün Başın Oynuyor.


Fransa Amerika Irak'a saldırmaya hazırlanıyorken ortalığı koparmıştı.Almanyayla ortak hareket edip savaşa karşı çıkmışlardı.Bu savaş surerkende devam etti.Onlar insan haklarını düşünüyorlardı.Savaştan zarar görecek çocukları yaşlıları.Onların ne toprak kaygısı vardı nede petrol.Onlar dünya insanlarının savunucusuydular.



Şimdi ise bir haber okudum.Fransa Erbil'de temsilcilik açıyormuş.Temsilcilik ne demek siz kürt devletini kurun.Ben elçilik yaparım burayı demek.Ne oldu senin kaygısızlığına.Zoruna mı gitti petrolü Amerikalıların alması.Yine mi kaypaklığın tuttu.Genlerinize tüküreyim.Adamlığınıza...Ama doğru zafere giden yol kutsaldırda sizin sözünüz.Bizide kendinize benzetmeye çalışıyorsunuz.Başarıyorsunuzda.

Beyler uyanın artık.Tepedekiler açın gözlerinizi.Görüyorsanız kaldırın popolarınızı.Adamlar kuruyor Kuzey Irak'a Kürt devletini.Ne gerekiyorsa yapın.Savaşsa savaş ,barışsa barış.

Bu arada ikinci fotoda Saddam'a veda partisi veren Erbilli Kürt gençleri goruyorsunuz.Eskilerden yani.

Misyoner Davasında Neler Oluyor?


Geçenlerde Papa geldiğinde hepimizden iyi bir kufur yemişti.Ne okula gidebildiydik , ne de eve donebildiydik.Saatlerce yürümüşütk veya beklemiştik.

İşte tam o sıralarda bir ihbarla yakalandı kilise üyesi iki Türk.Misyonerlik faaliyetleri sırasında Türklüğe hakaretten dolayı meşhur 301'den yargılanacaklardı.Avrupa'nın ve Vatikanın gözüde o günden beri bu davadaydı.

Öncelikle Savcı sanıkların beraatini istedi.Haksızda sayılmazdı.TCK'ya göre misyonerlik suç değildi.Davacı avukat ise çete ve terör örgütü kapsamında yargılanmalarını istiyordu.Ayrıca tutuklamayı yapan jandarmalarında dinlenmesi gerektiğini savunuyordu.Oda haksız değildi.

Önce bir el değdi yargıya.Nedense savcı istifa etti.Aslında nedenini kendisi açıkladı.Din özgürlüğünü savunuyordu.Ama bu pek inandırıcı gelmedi bana.Savcı değişti.

Davacı avukatın sanıkların terör örgütü ve çete kapsamında yargılanma isteği yinelendi.Hakim ise topu yeni gelen savcıya attı.Yeni gelen savcı davacı avukat gibi düşünüyordu.Oda sanıkların terör örgütü kapsamında yargılanmasını istiyordu.Ayrıca jandarmaların dinlenmesi de gerekliydi ona göre.Düşüncesini açıkladı.

Sonra bir el daha değdi davaya.Bu sefer istifa eden davanın hakimiydi.Oda gerekçesini şöyle açıkladı.“Yüce Türk Milleti adına karar vermeye yetkili olan mahkemeye gölge düşmemesi, verilecek kararın her türlü şüpheden ve tereddütten uzak kalması için CMK 30/2 maddesi gereğince davadan çekiliyorum”

Böylece AB'nin dikkatle izlediği bir dava tam karar aşamasına gelindiğinde yeniden başa dönmüş oldu.Bu arada hakimin açıklamasındaki "mahkemeye gölge düşmemesi" lafı iyice işkillendirdi beni.

Birileri müdahale ediyor.Birileri de diğerinin hamlesini bertaraf etmek için müdahale ediyor gibi geldi bana.Dava değil dama tahtası sanki.

Ümit ediyoruz adaletin terazisi doğruyu bulur.Müdahaleler bozmaz inşallah terazini kefelerini.

13 Eylül 2007 Perşembe

Hoşgeldin 11 Ayın Sultanı


11 Ayın Sultanı Hosgeldin

Tüm Türk ve İslam Aleminin Ramazan-ı Şerifleri Mübarek Olsun.

Allah ibadetlerimizi kabul eylesin.Tutanlardan,tutmayanlardan Allah Razı Olsun

Hoşgeldin Ya Ramazan!!!

12 Eylül 2007 Çarşamba

Yoksa Yeniden mi?


Habere gore Amerika'nın bir bombası varmış.Adı "Bombaların Anası" . Denilene göre 11 ton TNT gucundeymiş.Ve nükleer değilmiş.

Rusyada yeni bir bomba yapmış.Adını da "Bombaların Babası" koymuşlar.Dediklerine gore Amerikalılarınkinden 4 kat daha güçlüymüş.Tam 44 ton TNT ye eşdeğer.Görüntülerini falan yayınlamışlar televizyonlarında.Yetkili biri de çıkmış açıklama yapmış.

Acaba sorusu geliyor akla.Yine mi soğuk savaş?.Sanayileşen ve amip gibi çoğalan daha güçlü bir Çin'ide sayarsak bu sefer daha çetin geçer heralde.

Bu arada aklıma bir fıkra geldi.

"Soğuk savaşın en hızlı donemlerde artık rekabet iyice azmıştır.Amerikalılar karar verir ve psikolojik olarak çökertmek için Ruslara 100 milyon adet en büyük boyprezervatif sipariş verirler.Siparişi alan Ruslar prezervatifleri hazırlar.Bunun da rekabetin bir parçası olduğunu bildiklerinden paketlerler ve bütün kutuların üstüne "Small size" yazarlar."

Böyle bişey demek ki soğuk savaş ...

12 Eylül 1980-2007


12 Eylul bugun.Sağcılara gore solcuları,solcular için sağcıları kollayan darbenin yıldönümü bugun.

Kimine gore demokrasiye en ihtiyacımız oldugu anda demokrasiyi kovan bir hareketti.Kimine gore hergun dusen gençlerimizin sayısını dahada fazla buyutmemek için yapılacak son iş,son çareydi.

Kimine gore ilk darbeyle gelen en özgürlükçü anayasamızı yeniden at gözlüklü anayasaya çevirme operasyonunun son ayağıydı.

Kimine göre buyuk adamdı Kenan Evren.Kimine gore gaza gelmiş sıradan bir subaydı.

Ben ise birşey soylerim bu konuda.Haşa birşey gormuslugumuz yok.Biz babalarımızdan,amcalaramızdan,dayılarımızdan,annelerimizden,teyzelerimzden duyduk.Kitaplardan okuduk.Az çok biliyoruz birşeyler.

Burda darbenin doğruluğunu tartışacak değilim.Çok kişinin canı yandı haksız yere.Ben Mamak'tan kaçıp o gunden beri yurtdışında yaşayanlarıda biliyorum.Onların suçu sağcı olsun solcu olsun bu ülkenni iyiliği için düşünmekti.Her ne kadar işin içinde şiddet girince hoş olmasada(ki şiddetin ve nifak tohumlarını atanlarıda biliyoruz) onlar bu ülkeyi daha iyi yapmak için gerekli olanın kendi ideolojileri olduğunu düşünüyorlardı.

Peki darbe olunca butun olumler neden bıçak gibi kesildi.
Amaç Türkiye'yi dışa bir diktatör rejimi gibi gosterip dışarda olan kötü tabirini yeniden hatırlatmak mıydı?Yoksa Türkiye'nin genç beyinlerini çalmak,Türkiye'nin gelecek 20 yılını çalmak mıydı?

Ve asıl sorulacak soru "Başardılar mı?"

Üzgünüm ama başardılar ve bir 20 yılı daha çalmak için uğraşıyorlar.

Üzgünüm

9 Eylül 2007 Pazar

Ne yapsak acaba


Bayadır bloga birşeyler yazmıyordum.Nedeni malzeme eksikliği değil başka bişey.Şu sıralar o kadar miskin o kadar tembelim ki yemin ederim içimden komplo uretmek bile gelmiyor.Yine kusuruma bakmayın beyin fırtınası yapacak havamda da değilim.Olamam da zaten.Bu memlekette herşey o kadar kotuye gidiyor ki milli takımlarda bile iş yok.

Bakıyorum ntvmsnbc.com'a.Haberlere goz gezdiriyorum amacım başka bir sey değil.Başlıca ilgimi çekenler şunlar.
1.Teröristlere şehit hitabı(!)
2.Yakıt tankları İsrail uçaklarının çıktı.(Ne işleri varsa bizim havasahamızda)
3.Kürtlerle ABD arasında petrol anlaşması.(!)

Şimdi bakıyorum.Bunlar sadece 1 gunun onemli haberleri.Bu 3 haber hakkında bloğa en az 3 gönderi atacağım anlamına geliyor.Oda en az.

Bu sıralar ki durgunluğum sırasında susmak biraz iyi olabiliyor.Nitekim sözüne itibar ettiğim büyüklerime ,yaşıtlarıma ,bilgililere,tecrübelilere hep şu soruyu soruyorum.Nasıl düzelticeğiz.Kimisi darbe yapacak.Kimisi devrim,kimisi biz iktidara gelicez.Kimisi biz zaten duzeltiyoruz diyor.Sonra birkaç ornek veriyorum bilgim dahilinde savundukları görüşü baltalayan. Düşünüyorlar. Düşünüyorlar. Çıkış yolu bulamıyorlar ve Kurtuluş Savaşı diyorlar.

Bende çıkamıyorum işin içinden.Ondandır biraz kafamı boşaltmak,bedenime değilde beynime biraz tatil yaptırmak amacım.

İnadına düzelticez bu ülkeyi.Yeni bir dahi,yeni bir Atatürk,Fatih Sultan Mehmed çıkaracağız elbet.Elbet bizlerin düşünemediği bir çözüm var. Bulacağız onu. Ama bu ümitsizlik bizi bağlayan. Yukarıdaki kablo karışıklığının yüz misli Türkiye.Ama birgün bitecek elbet.Bir gün elbet.

13 Ağustos 2007 Pazartesi

Ekümenik Tartışmaları


Geçenlerde Barbaros Bulvarı üzerindeki ozalitçilerden birinde Necdet Ozalit'de ufak bir işim vardı.Orada uğraşırken kapağı yapılan bir CD dikkatimi çekti.Üzerinde ingilizce birşeyler yazıyordu.Ama dikkatimi çeken asıl şey ise CD nin başlığındaki tek kelimeydi EKÜMENİK.Biraz CD kapağının arkasını okuyunca anladım ki Türkiye kilisesinin tanıtım CD'si.

Biz ekümenik yok diyoruz susturmaya çalışıyoruz.Adamlar utanmadan Türkiye'de bunun CD sini yaptırıp üzerine koskocaman ekümenik yazıyorlar.Dışarda bastırıp ülkemize sokulsa bir nebze adamlar bizim ülkemizde yaptırıyorlar bunu.O ozalitçinin sahibide para hevesiyle açgözlükle utanmadan basıyor bunu.Yazıklar olsun.Fransa'da Cezayir katliamı hatta soykırımıyla ilgili birşey bastırabilir miyiz acaba...

Yazıklar olsun... Kapitalizme ayak uydurma demeyin sakın kapitalizm para için şerefini satmak değildir.

Misyonerlik ve Türkiye


Misyonerlik faaliyeti yok bu ülkede değil mi?Derin devlet de kalmadı temizlediniz
Susurluk'tan sonra.
Amerikan Tümgenerali Sutton Hristiyan Elçiliği Tarikatının tanıtım filminde rol almış.Peki Sutton kim?

Bu Sutton denilen adam Amerikan Tümgenerali ve Pentagon Türkiye Temsilcisi.Alın size misyonerlik.
Bu adam aynı zamandaa geçenlerde Esenboğa havaalanında topuğundan vurulmuştu.Yani topuklarına sıkılmıştı.Kim tarafından Yanındaki Türk koruması tarafından sonraları yanlışlıkla oldu falan kapatıldı.Gözdağı verildi yani.Alın size derin devlet.

9 Ağustos 2007 Perşembe

Bırakın artık bu demokrasi yalanlarını


Cumhuriyet kurulduğundan beri her krizde her kris arefesinde her haklı olduğumuz konuda çıkış bulamayanlar demokrasi diyip bizi susturuveriyor.Bıktık artık bu yalan demokrasi bahanesinden.

Yıllardır AB konusunda,Kıbrıs konusunda,Ermeni meselesinde,Kürt meselesinde ne zaman karşımızdakileri sıkıştırsak diyecek birşeyleri kalmadığında demokrasi,demokrasinin uygulanışı gibi yalanlarla susturulduk.

Şimdi DTP mecliste bir yandan asker mevzide teröristlerle çarpışıyor.MHP meclisteki en uç parti.Diyorlarki bir ellerinde siyaset diğer ellerinde silah var.Ahmet TÜRK de cevap veriyor.Bizim elimizde silah yok.Biz demokratik bir toplumdan yanayız.Ya bırakın artık bu demokrasi yalanını,Yutmayın artık.Kaç kişi inanıyor DTP'nin PKK'nın siyasi organı olmadığına.Yemeyin artık milleti.Keşke öyle olsa ama değil bundan adım gibi eminim.DTP'li milletvekillerinin geçmişine baktığımda bunu kanıtlıyorum zaten.

Ama doğru ya onların adı DEMORATİK TOPLUM PARTİSİ onlar demokratik bir toplumdan yana...

2 Temmuz 2007 Pazartesi


Herkesin izlediği üzere Türkiye'de milliyetçilik yükselen akım.Seçim arefesindeki ülkemizde bütün partiler milliyetçi taraflarını da ortaya çıkarmış milliyetçiliğe kafatasçılık diyenler de bir taraflarına milliyetçiliği eklemişler meydanlardan sürekli bağırıyorlar bir kaç oy fazla almak için.

Son birkaç gündür haberlerde Ermenistan ve Türkiye ilişkilerini yakından ilgilendiren olaylar sıklaşmaya başladı.Birkaç örnek vermek gerekirse: Yunan Dışişleri Bakanı'nın Ermenistan'a ziyareti sırasında sarfettiği cümleler,Türk Dışişleri Bakanlığı'ndan ona verilen cevap,ABD Temsilciler Meclisi'nde Ermeni Lobisinin çoğunluğu sağlaması,Hrant Dink davasının başlaması,Fransa'da Hrant Dink Okulu'nun açılması,Ermenistan'ın Türkiye'ye sınırını açması için ricada bulunması,Karadeniz oyunlarında Ermenistan...Bütün Bunlar bir haftada okuduğum haberler.Şimdi diyeceksiniz ki büyün bunlar nasıl bağlanacak milliyetçilikle.Birkaç ay önceye gidelim ve biraz beyin fırtınası yapalım.

Kuzey Irak'ta yaşayan Türkmenlere yapılan zulm ile ilgili haberler artmaya başlamıştı ve bu herkesi gerçekten rahatsız ediyordu.Artık mahalle aralarında,kahvelerde,dost toplantılarında yapılan memleket kurtarma muhabbetlerinin baş konusu Kuzey Irak'a girilmemili mi girilmemeli mi? olmuştu.Ankara'da ciddi ciddi bu konu hakkında değerlendirmelerini yapıyordu.Fakat bir gün bir suikast haberi geldi.Türkiye'de bu kadar korunmasız fakat bu kadar ses getirecek biri daha öldürülemezdi.Bu kişi Ermeni gazeteci Hrant Dink.Bir anda Kuzey Irak ile ilgili bütün haberler bıcak gibi kesiliverdi.O sırada Irak'ta bizi ilgilendiren çok önemli şeyler yokolup gittiğde ayrı bir senaryo meselesi.Ardından gelen Malatya olayı.Bu olayları yapanlarda daha yeni gençliği atlamış olan ve kendi kararlarını verebilmek için gerekli ailevi eğitimi ve okul eğitimini almamış birkaç kişinin yünlendirmesiyle adam vurabilecek genç insanlar.(Not:Hrant Dink cinayeti ve Malatya olayıyla ilgili seneyolarımı da yazarsam bu entry bitmez.)Peki bu olaylarla ne yararlar sağlandı.İlk olarak çalışmalarını bir nebze olsun hafifletmiş Ermeni diasporasının yeniden kenetlenmesi sağlandı.Türkiye AB üyeliği sürecinde ağır bir yara aldı.Henüz değişmiş ve Bush karşıtı olanların çoğunluğu kazandıkları ABD Temsilciler meclisi'ne büyük bir koz verildi.Üstelik Temsilciler Meclisinin önünde duran ilk taslağın Ermeni meselesi olduğu düşünülürse.Kuzey Irak'ta kürtlerin üzerinde duran Türk prangası bir nebze hafifletildi ve hareket alanı sağlandı.Yeni bir yapılanmaya giden ve Alperen ocakları ile ülkü ocaklarının ve MHP'nin en büyük rakibi olmaya aday olan BBP partisi bir anda kangren edildi.(Not:O zamanlar belki hepimiz göremesekde erken seçim olma ihtimali gerçekten yüksekdi veya yüksekmiş.)Bütün bunlara paralel olarak milliyetçilik yükselen akım olarak lanse edildi.Halk okuduğuyla birlikte milliyetçilik duygularına büründü.(Bayrak mitingleri laiklik ile birlikte milliyetçilik akımının büyümesinin göstergesidir.)Ve bununla birlikte yazabileceğim bir sürü olay var ama artık bağlamanın vakti geldi.

Peki Türkiye'de milliyetçilik yükselirse ne olur.Türkiye'de milliyetçilik ve Kürt sorunu birbirine paraleldir.(Atatürk milliyetçiliğinden bahsetmiyorum elbet).Milliyetçilik büyürse Kürt Sorunu'da büyür.Örnek ise son günlerde bayağı bi sıklaşan terör olayları.Peki nereye gidecek ne olacak.Herkesin bir öngörüsü var.Fakat zaman herşeyi gösterecek.Özellikle oy toplama uğrunu kullandığı politikaların ilerde ülkemize ne getireceğini düşünmeyen politikacılar oldukça çok da hayırlı gelmiyor gelecek bana.Ama yinede hayırlısı...

Ve son olarak bütün bunlar birkaç mahallenin zıpkın delikanlısı veya kendi devletimizin nam-ı diğer derin devletimi yoksa bu işin ucunda CIA,Mossad,KGB gibi legal olup illegal işlerde parmağını hiç çıkarmayan büyük devletlerin gizli servislerinin payı mı?

Dediğimiz gibi SADECE DÜŞÜN

26 Haziran 2007 Salı

Adı üstünde Mesut "YILMAZ"


Mesut Yılmaz geçen gün Rize'nin Pazar ilçesinde mitingede demişki : "Siz benim milletvekili olmak için sadece ordaki 1 koltuğa oturmak için mi seçime girdiğimi sanıyorsunuz.Ben seçildiğimde merkez sağı birleştireceğim ve bir dahaki seçime bu partinin başında gireceğim."
Şimdi hatırlayalım şu geçen seçimi.Halk sandıkta herkesin şu an dilinde olan cezayı çok acı bir şekilde veriyor hükümeti kuran 3 partiden hiç biri meclise giremiyor hatta DSP 1,22 ANAP ise 5,13 oy alıyor.Yani halk diyorki siz benim ocağıma incir ağacı diktiniz.Yeter ben sizi istemiyorum diyor.
Şimdi kalkmış Saygıdeğer Mesut Yılmaz memleketinin memleketlisine olan saf duygularını kullanarak yeniden kovulmaktan beter ayrıldığı meclise girmek yolunda ilerliyor.Yahu bu ne yüzsüzlüktür.Başmüzakereciydin ne oldu ne yaptın bu millete.Şimdide sırf memleketlisi olduğun için sana oy vermeyecek olanları da sağı birleştirecem diyerek kandırmaya çalışıyorsun.Yahu kaç sene başında bulundun ANAP'ın koskoca Özal bile sana güvendi.En yüksek mevkilere yükseldin de ne yaptın sağı birleştirmek için.Tabi şimdi bir birleşme rüzgarıdır gidiyor sende almışsın rüzgarı arkana ohhh ne güzel.Hep beraber görecez birleşenleri de birleştirecem diyenleri de.
Ama doğru suç sende değil bu ülkede politikacalık bol keseden sallamaya eşdeğer...

22 Haziran 2007 Cuma

Karar Verecekler mi,Verecekmiş Gibi mi Gözüküyorlar


Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier, AB'nin Türkiye ile sürdürdüğü üyelik müzakerelerinin "tüm hızıyla" devam etmesi gerektiğini söylemiş.Ayrıca "Türkiye gibi bölge için çok büyük bir önemi olan bir ülkeyi yönsüz bırakmak AB'nin hedefi olamaz" demiş.
Öte yandan Fransa'da Sarkozy hükümeti Türkiye'nin önüne açılacak 2 başlığa itiraz etmeyeceğini açıklamış.Ancak bilindiği üzere Türkiye'nin önüne 3 başlık açılacak.Bilin bakalım hangisine itiraz edecekler...Tahmin etmesi çok da zor değil.

Bu adamlar sürekli bizi oyalıyorlar.Bunu söylemeye gerek yok çünkü hepimiz görüyoruz.Almanya'da Merkel iktidara gelmeden basında yok Türk düşmanı Merkel o gelirse AB'ye kesin karşı çıkar diye yazılar çıktı.Kendiside sürekli beyan etti "Türkiye'nin yeri Ab değil" diyerek.Şimdilerde ise biraz daha yumuşadı.Görmüyormusunuz Dışişleri Bakanı Türkiye'yi pohpohlamaya başladı.Merkelde daha önceden yumuşamanın sinyallerini vermişti.Peki neden hiç düşündünüz mü?

Çünkü artık bayrağı Fransa'ya Nicholas Sarkozy'ye devrettilerde ondan.Birisi birşey derse birisi mutlaka ona karşı çıkmalı ki Türkiye Ab devletleri arasında anlaşmazlık bitince AB'ye gireceğini düşünsün.Unutmayın bundan birkaç sene önce Fransa ile Almanya ortak işbirliği kararı almış ve bir anlaşma imzalamıştı.Alın size işbirliği...

20 Haziran 2007 Çarşamba

Böyle Bir Milletiz Biz


Amasya Merzifon.Tezkeresine 40 gün kala bir evladını şehit vermiş hergün düşen binlerce evladımız gibi.Adı binlerce isimsiz kahramanımızın arasına karışacak belki.İsmi Şehit jandarma er Ramazan Cuma.
Şehitimizin naaşı 17 Haziran Pazar günü getiriliyor doğup büyüdüğü yere.Malum ÖSS günü.Ama şehitimizin ailesi tören istemiyor.Çocuklarımız rahatsız olacağını düşünerek.Acılarını yüreklerine gömerek.Yine bağrına taş basıp Vatan Sağolsun diyerek.Yıllarca çalışıp ÖSS günü kaderlerini belirleyecek milyonlarca öğrenciyi düşünürek.Onlara saygı gösterip bu haksızlığı bu genç yaşlarında onlarla başbaşa bırakanlara inat.
Biz Böyle Bir Milletiz işte...

Jimmy Carter yeni uyandı


Yukarıda gördüğünüz şahış Jimmy Carter eski ABD Başkanı demişki:"ABD ve İsrail “El Fetih ile Hamas’ın uzlaşmasını engellemek için elinden gelen her şeyi yapıyor.

Böyle adamları ABD ye başkan yapıyorlar.El Fetih ile Hamas'ı ,Şii ile Sünniyi,Sağcı ile Solcuyu,Türk ile Kürtü,Sırp ile Boşnağı,Gürcü ile Abazayı,Hindistan ile Pakistan'ı birbirlerine vurdura vurdura masada çözelim diyerek ellerini kollarını bağlayarak asıl muharebede kendileri olarak,kısacası KAN ile beslenen bu devletleri sonunda görebildim muhterem Carter.Helal olsun ya sana biz nasıl göremedik.

18 Haziran 2007 Pazartesi

Bulgaristan ve AB


Bir zamanlar Todor Jivkov iktidarlığında bir Bulgaristan vardı.Türklere Türkçe konuşma yasağından isimlerini değiştirtmeye kadar varan manevi zulumler gün geçtikçe nazi kamplarına benzer kamplarda cok ağır işkencelere dönüştü.Türkiye batı sınırına asker yığdı.Kriz başladı.Aysel Özgür adındaki bir kız çocuğu Bulgar asimilasyonunun simgesi haline geldi.(Yoğun pazarlıklar sonucu onu ulkemize getirdik).
Şimdi O bizim Bulgaristan AB'ye tam üye.Alındıklarına göre Kopenhag Kriterlerine uyumu sağlamışlar.Benim düşündüğüm Bulgaristan mı Türkiyeden daha ileri daha uyum sağlamış.Üstelik bizim için hala hazmetme kapasitesi falan konusulurken.Benim bilidğim kadarıyla Bulgaristan'a girerken kapıda koskocaman "Rüşvet Buraya Yatırılıcak" gibi aşmış işaretler gürmüştüm.Hele benim bildiğim Bulgaristan'ın bırakın Türkiye'yi Azarbeycan kadar gelişmişliği yok.Velhasıl uymuşlar kriterlere.Ne kadar uydularsa artık!

17 Haziran 2007 Pazar

ÖSYS


Ben bu blogu girdiğim sıralarda ülkemde milyonlarca genç benimde geçen sene rahle-i tedrisatından geçtiğim öğrenci seçme ve yerleştirme sınavı nam-ı diğer ösys için kalkmış son hazırlıklarını yapıyorlar.Allah hepinize kolaylık versin.Yıllardır okul sayılarını artırmayıp,kontenjanları yükseltmeyip meydandan sallamışlar,sallayanlar ve sallayacaklar da bu güneşli pazar gününün bu erken saatlerinde pireleriyle beraber uyusunlar.
Tüm öğrencilere başarılar.

40 yıllık deyim


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Bingöl Mitinginde "Biz devletin malı deniz yemeyen domuz düşüncesiyle hareket edenlerden değiliz" demiş.Ben bildim bileli o domuz değil kerizdi.Keriz demek çok mu ayıp veya domuz demek daha mı şık oluyor anlamış değilim.Başka bir düşünce mi var acaba "domuz" deyişinde.Tartışılır...